Şuan Yanımda Biri Olmalıydı!
Kar yağıyor! Şehrin üstünü beyaz bir sessizlik sarıyor. Camın kenarına oturdum, gökyüzünün bu olağanüstü hediyesini izliyorum. Gözümden bir anda engel olamadığım yaşlar dökülüyor.
Şurada, tam yanımda biri olmalıydı oysa. Şu koca bir demlik çayı tek başıma bitiremeyeceğim için söylenmemeliydim. Ayaklarımızda kalın çoraplar, üstümüzde paylaştığımız bir küçük battaniye, yan yana oturmuş karın yağışını izliyor olmalıydık.
Fonda güzel bir müzik çalıyorken, neden kışı bu kadar sevdiğimi anlatmalıydım ona. Yakında duran kitaba uzanmalıydı eli; açıp içinden en sevdiği bölümü okumalıydı. Birlikte susmalıydık beyaz sessizliğin orta yerinde.
Yoldan geçen insanların ayak izlerine bakıp hikayeler uydurmalıydık hakkında. Kim olduklarını, nereye gittiklerini anlatan küçük öyküler yazmalıydık.
Mumlarımızın kokusu sarmalıydı odayı, şu tarçın ve vanilya olanı ne çok sevdiğini söylemeliydi. Ben gülümsemeli ve kendimle gururlanmalıydım, sanki çok matah bir işmiş mum seçmek gibi…
Fırından kokusu yükselmeliydi yeni pişirdiğim kekin. Yyemek masasını kaldırıp kahveleri hazırlamalıydım ellerimle. Yanında tarçınlı, elmalı bir dilim kek getirmeliydim, üstünde dumanı tüten. “Bu kekine bayılıyorum..” demeliydi. Gülümsemeliydim…
Gecenin ilerleyen saatlerinde aklımıza çılgınca bir fikir gelmeliydi. Üstümüzü giyinip kartopu oynamak için inmeliydik kapının önüne. Bütün dairelerin ışıkları sönmüşken, kahkahalar atarak kartopu oynamalıydık.
Birkaç komşu camı açıp bakmalıydı halimize uyku sersemi; aşağıdan onlara seslenmeliydik:”Hadi inin siz de, her gece uyursunuz ama bu kar bir daha gelmez!”diye.. Kafalarını sallayıp girerlerdi herhalde içeri, bütün kasvetleriyle…
En sonunda yakalamalıydı beni bir köşede, birlikte yerde yuvarlanmalıydık. Uzun bir öpücük kondurmalıydı dudaklarıma, havanın ne kadar soğuk olduğunu bir anda unutmalıydı bedenim. Sevginin sıcaklığı eritmeliydi yamacımızdaki karı bir anda. Kar bize yeniden aşkı hatırlatmalıydı.
Şimdi yanımda biri olmalıydı… Sevdiğim, sevildiğim ve aynı yöne bakabildiğim…..
Haftanın Fıkarası:İki acemi er paraşüt eğitimlerini tamamladıktan sonra ilk atlayışları için havalanırlar. Makul seviyeye geldiklerinde komutanları son kontrolleri yapıp: – Atladıktan bir süre sonra paraşütün sağ tarafındaki ipi çekin, paraşütleriniz açılacaktır. Şayet açılmazsa hiç telaşa kapılmayın, sol tarafta yedek bir ip var onu çekin, sorun kalmaz. İndiğinizde sizi bir jip bekliyor olacak;sizi karargaha geri… **ürecek. Askerler korkarak da olsa atlamışlar. Heyecanla sağ taraftaki iplerine asılmışlar.. Tık yok. Biraz da korkuyla sol taraftaki iplere asılmışlar, paraşütler yine açılmamış… Çok sinirlenen asker: – Bu komutanın hiçbir dediği çıkmıyor; dur bakalım, aşağıda jip de yoksa o zaman görüşürüz onla…
Haftanın Sözü: Futbolcular golden sonra neden sevinirler anlamam. İşiniz bu kardeşim… Bakın postacılar mektubu verince, takla atıyorlar mı?…






