VERİMLİ TATİL
Öğretim yılının yarısı biitti. Öğrenciler karnelerini aldılar. Karnelerin bazıları ailelerin beklentileri şeklindeki notlarla dolu iken bazılarında beklenmeyen notları olanlarda var elbette.İstenmedik karne ile karşılaşan ailelerin “Neden böyle oldu?, Bu kadar çabamızın sonucu böyle mi olacaktı?” şeklindeki olumsuz düşünce ve üzüntülerinin alınan sonucu etkileyip değiştirmesi mümkün değildir. (Özellikle bu tatil döneminde iyi ya da kötü notları da olsa öğrenci karnelerinin her glenin önüne çıkarılarak gösterilmesi, yerme-övgü-kıyaslama yapılması hiç istenmeyen yanlış bir davranıştır.) Bir tatil dönemi gelmiştir. Oturup düşünülmesi ve değerlendirilerek ikinci dönemde neler yapılabileceğinin karar verilmesi gerekir. Karar verirken; İlk olarak özellikle çocuğumuzun moralini bozmadan azarlayıp cezalandırmadan ona bizden yansıyan ve tutum davranışlarını etkileyen etmenleri gözden geçirmeliyiz. Sadece onun başarılarına mı odaklandık? Yeterli ilgi ve sevgimizi gösterebildik mi? Ona güven duygusu aşıladık mı? Yoksa başarısız olduğunda kabullenmeyip onu cezalandırdık mı? Diğer çocuklarla karşılaştırıp, şartlı sevgi göstererek başarısızlına mı neden olduk?(örn. Cılız Mehmet kadar olamadın, ayağında kaliteli marka ayakkabısı yok, giyecekleri dökülüyor ama her sınavda birinci oluyor. Senin neyin eksik? Matematik sınavından 100 alırsan çok sevinirim, sana istediğini alırım. Başarısız olursan çok kızarım, cezalandırırım. ) Kırıcı ve eleştirel sözlerin çocuğa başarısında hiçbir katkı sağlamayacağı gibi aksine zarar vereceği bilincinde olduk mu? Onunla verimli ve kaliteli zaman geçirmeyi başarabildik mi?
Çocuk bizim canımız. Onu kabul ederek başarı ve başarısızlığının ötesinde çocuğumuz olduğunun kabul gördüğünü hissettirerek işe başlayalım. Zayıf almak, ya da bazı derslerden başarısız olmak çocuğumuzun geri zekalı olduğunun göstergesi değildir. Zeka çeşitliliğini biliyor ve çocuğumuzun hangi zeka türü içinde olduğunun farkında olmalıyız. İlgi alanları dışındaki beklentilerimiz ve tehdit eden davranışlarımızla başaramama endişesini yaşatmamalıyız. Kendi beklentilerimizi çocuklarımızda görmek ve uygulamak isteğimiz onların başarısızlığına yol açar. Onların ilgi-istek-zeka ve başarılı oldukları yönde hedef belirlemelerine olanak tanımalıyız. Çocuklar üzerindeki beklenti hedeflerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. Ders dışında da spor, müzik, tiyatro gibi sosyal etkinliklere katılmalarını sağlayalım. Onların yapabildikleri en küçük bile olsa başarılarını önemseyelim, takdir edelim, övelim, kutlayalım. Yaptıkları başarıdan haz almasını sağlayalım ki yeni birşeyler başarma arzusu duysunlar. Evde çocuklarımıza öğretmen gibi davranmak yanlıştır. Bizden uzaklaşmalarına ve isteksiz olmalarına neden oluruz. Ev içinde oyun ve rol yaparak onlara yaklaşmak, onlardaki araştırma ve öğrenme merakını ortaya çıkararak ders çalışmayı zevkli bir oyun haline dönüştürmek gerekir. İkinci dönem için başarıyı artıracak çabalar konusunda özellikle öğretmeniyle iyi bir işbirliği yapılması gerekir. Sınıf içinde arkadaşları tarafından kabul görüyor olması önemlidir. Ders ve konu eksikleri konusunda yapılabileceklerin palanlanması konuları da öğretmen veli işbirliği ile çözümlenmelidir. Çocuğumuzun fiziksel bir rahatsızlığının olup olmadığı araştırılmalı ayrıca ruhsal durumu da incelettiriıerek gerekiyorsa psikolojik destek alınmalıdır. Tatil geleceğin kurtarılması ve daha iyi olması için, doğru yapılması gerekenin planlandığı bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.






